26 Ağustos 2016 Cuma

26

   Kapandım ve yazamaz oldum. Kapanışım nedendir bilmem, mutluluk mu, mutlu olduğumu düşündürecek kadar yanıltıcı bir hissiyatın getirdiği kaybetme tedirginliğinin sıkılaştırıcı krem etkisi mi, yavaşlayan zihnimin yeteneksizliğimi yüzüme vuracağı korkusu mu, yoksa sadece, kuruluk mu. Yiyorum ve içiyorum ve sevişiyorum; yaşayacak, geleceği düşünecek bir anım dahi kalmamış gibi; ne parasızlık, ne de önümdeki fırsatların tıkanmış lavabo kokusu endişelerimi tutuşturup içimi yaratma aleviyle kaplıyor.

   Dilini çok az bildiğim bir ülkede yabancılığın boşluğuna saldım kendimi. Büyüyüşlerimizin farklılığı, çevrelendiğimiz fanusların apayrı dertleri beni bir yabancı olmaya itiyor. Tutkuları, hevesleri ve hayata duyulan bağ ile ne farklı ve yanılgan bir birlik camekanında yaşıyorlar; bense tutkusu paradır iflah olmaz bir bağın kabuk tutmuş yılgın bir ruhu gibiyim ortalıkta. Onlara bakıyor, kendimi düşünüp sentezleştiğim şu daracık noktada kimliğimi boşlukta süzülmeye salıyorum. Onlar gibi olamayacağımı, olmak istemediğimi, ancak kendimi olduğum gibi de kabullenmekte zorlanacağımı bilerek. Mercimek yemeğine ekmeğimi şarapla banmak veya sütlaca döktüğüm tarçını marketten nasıl isteyeceğimi bilememek; işte en ideal kurtuluşumuz bu.

   Neden kurtulmalıyım? Kaçmaya çalıştığım kendim olmaz mıyım; elbette bu klişe, homojen dünyanın tipik üçüncü dünya bireyine bir gün uğrayacaktı. Fakat dönüşümü her kurguladığımda boğazımı sıkan karabasanların iç yüzü yalnızca kendim olamam. Henüz üç yıl evvel, bir devrimi uzaktan seyretmekle yetindiğimi hissettiğimde, koştura koştura dönüyordum memleketime nihayetinde. Gençtim ve farkına varmamıştım; değişimler artık yalnızca üçüncü dünya ülkelerinde geldiklerinden haberdar eder, ancak çoğunlukla sözlerini tutmazlar.

   Artık bir kez daha aralarına katılmaktan ürperdiğim insanları gözlemliyor ve asla tükenmeyecek yabancılığımın sarhoşluğu içinde kendimi sonsuz bir yalnızlık tüneline itiyorum; bunları düşünmeyi ilelebet terk edeceğim ve görünmeye başlayan ışığı da görmezden geleceğim. Mezar köhneliğinde bir tünel.

1 yorum:

Gerçeğin Çölü dedi ki...

yaklaşık olarak lise çağından beri kaçmaya çalıştığım kendim ve kendimi ait hissetmem gereken bu ülkede dilini ve kültürünü biliyor olmak beni onlara daha da yabancılaştırdı. senden farklı olarak, kültürüne aşina olmadığım "yabancı" bir ülkede olmak, varsa eğer özüme daha tanıdık geleceğini düşündüğüm bir şey gibi geliyor. o yüzden ne kadar şanslı olduğunu düşünmeden edemiyorum. kendini yeniden inşa etme şansın var. seni tanımayan insanların yanında. bunun heyecanını duymak bile yazmak için motivasyon olmalı senin için.