4 Aralık 2015 Cuma

25

Orada olduklarını biliyor ve onları bekliyordum. Onlar; kimsesiz hisler; peşinde koştuğun parçacıklar. Ufak bir dokunuş, kimyasal bir düzenleme. Kullan-at gidişleri ve empatiden yoksun duygu dönüşleri. Böylesi daha güzel.

Yirmi beşin sonuna yaklaşırken, kırılmalarıma izin veriyorum. Kırılıyor ve sarılıyor ve sorgusuzluğun kucağında gözlerimi kapatıp usulca bekliyorum; önce güler ve sonra ağlarsın. Her zaman orada ve her zaman geçip giden.

Kalıcılık düşmandır. Sarmalar, evini sunar, sıcaklığında eritir ve uyuşmuş bedenin aidiyetini verdiği kollara ait değildir. Anı dondurmak faydasız. Çoktan uçup gittik. 

Nereye gittik? Neden sorasın. Yanıtlarla dolu bir ev bizi yalnızca kandırmakla yetinecek. Ufak bir temas. Böylesi daha güzel.

1 yorum:

Gerçeğin Çölü dedi ki...

tam anlamıyla postmodern bir özne.